SITEYI AÇARKEN

PAYLAŞ
Hakki Tolunay

SITEYI AÇARKEN

Bundan tam 44 yıl önce 27 Ağustos 1974’te başladım gazeteciliğe. 40 yıl dile kolay. Bunun 34 yılı da otomobil gazeteciliği ile geçti. Zaten Magazin Otomobil de Kasım’da tam 30 yaşına basacak… Maksadım biyografimi yazmak değil tabii ki. Şöyle geçmişe bir göz atıp “Nereden nereye geldik diyebilir miyiz?” diye başladım tuşlara tıklatmaya, sonra da gerisi geldi yazının.

Çok daha da gerilere gitmeyeceğim. Magazin Otomobil ile milat koydum kendime. Gerçi ondan önce Playboy dergisinin Türkiye versiyonunda sayfa hazırlıyordum. Otomobil üzerine… Dünyadaki bir ilktir diyordu Playboy’un Orta Doğu sorumlusu Hint kökenli Amerikalı Kharesh Shsah. Yenilikleri, dünyadaki ralli şampiyonalarını F1’leri yazıyordum. Rahmetli yaşasaydı, yine Türkiye’nin ilk otomotiv yazarlarından biri sayılacaktı. Daihatsu’nun satış sonrası müdürlerinden biriydi Bedri Zenginkuzucu. Yaşasaydı eminim ki şu an otomotiv gazetecisi olan bizlerin hatırlayıp, bildikleri, onun unuttukları kadardır.

Gerçek bir otomobil aşığı ve bence derya bir yazardı. O da Playboy’daki sonradan çoğalıp 5’e çıkan bu sayfalara köşeler ve yazılar yazardı.

O sıralarda Dünya gazetesinin bir “OTO” dergisi vardı. Kapalı devre yayın yapıyordu. Yayınlanıyor, otobüs kamyon firmalarına bir de Tofaş ile Renault’ya yollanıyor, 1000 adet basılıyor, 150-200 adet dağıtılıyor. Bayilerde ve yabancı dergi mağazalarında tek tük satılıyor, yine de o sırada dağıtım sonrasında satışla beraber 700 kişiye ulaşıyordu. O sıralar Tofaş kuş serisi, Serçe, Doğan, Şahin, Kartal ve Renault’nun 12 serisine sıra yazıyordu. Hem de en az 6 sonrasına… Bir de kurumsal olarak Çelik Motor’un ithalatı Ladalar vardı. Daha sonraları Rahmetli Ahmet Yüce’nin Yunanlı ortağı ile kurduğu Yüce Pamar da Skoda ithaline başlamıştı. Grey markette satılan Amerikanlar, Mercedesler, BMW’ler de özellikle Almancıların kesin dönüş sonrası piyasaya soktuğu renklerdi. O sıralarda evlenen bendenizin nikah şahidi Rahmetli Nezih Demirkent’ti. Dünya Gazetesi’nin patronu. Babalarımız dediler ki: “Bu adam bekardı yarı çıplak kızlarla uğraşırdı. Artık evlendi. Onu bu hayattan çekip çıkarın. Kurtarın da doğru dürüst bir işi olsun.” Bunun üzerine Nezih Bey: “Kardeşim sen ekonomi okumadın mı? Gel bakalım Dünya’da başladı” dedi. Ama sevda otomobil olunca orada da “OTO” diye bir dergi bulunca, ekonomi yazarlığı 6 aydan kısa sürdü. Bir yılın sonunda Günaydın Rallisi nedeniyle, Günaydın Gazetesi’nin Müessese Müdürü Berkan Kılıç’ın her hafta tek sütuna 5 cm ücretsiz koyduğu ilanlar sayesinde, dergi 7000’lere ulaştı.

Sonra da Magazin Otomobil. Güneri Civaoğlu’nun yayınevini yönetirken zor ikna ettim. Bir akşam Rahmetli Renç Koçibey, ben ve dergi için yazı işleri müdürü olarak düşündüğüm Can Ünlü yayınevindeki odamda sohbet ediyorduk. Güneri Bey girdi odaya. Renç’le tanıştılar.

O sırada eski günlerden konuşuyoruz. Renç yine rahmetle andığımız Lemi Tanca’nın co-pilotluğunu yaptığı rallilerden anlatıyor. O yıllarda ralliler 3 gün sürer, fabrika takımları yerine kişisel garajlarda otomobiller hazırlanır, yarış sabahı biten hazırlıklar sonrası otomobiller start yerine gelirdi. Tabii hiç uyumamış mekanikerlerle, topu topu iki saat kestirmiş pilot ve co-pilotların gözünden uyku akardı. Aralarda dinlendikleri için yorgun olurdu pilotlar. Renç de böyle bir yarış sonrasında rekorunu hep elinde tuttuğu Seben etabında, Lemi’nin “Renç mor filleri görüyor musun? Birbirinin kuyruğuna tutunmuş gidiyorlar” diye halüsinasyonunu anlatıyordu bize. Güneri Bey bana dönüp sordu: “Böyle anılar da olacak mı derginde?” Ben de “Olabilir” dedim. Güneri Bey “Olsun… Mutlaka olsun. Hadi derginiz hayırlı olsun. Gelin şimdi benim odaya geçelim de bunu kutlayalım” dedi.

Böyle pamuk ipliğine bağlıydı dergi çıkarmak. Patron tamam demezse asla… Tabii işin kârını düşünüyordu işveren. Dergiciliğin kârı hiçbir zaman satıştan olmaz. Reklam olmazsa dergide kâr olmaz. Hatta masrafları dahi karşılamaz. 3,5 otomobil firması var. Kimden alacaksın reklamı? Ama öyle böyle derken bugüne geldi işte Magazin Otomobil… Ardından OTO haber, sonrasında OTO Show, AMS, OTOCAR, CAR… Arkadaşlarım alınmasınlar yazmadıklarımdan. Kaç kriz geçirdi son 30 yılda Türkiye. Ben sayısını unuttum artık. Otomobil satışlarında beklentiler 1 milyonlara çıktı. Bu rakamları bulmasa da çok yakınlarına ulaştı. Şimdi dergicilik de kolay. Tabii basmadığın müddetçe. İşinden ayrılan biri bir site kuracak, gazete ya da dergilerde görev sürdüren bir ikisi de ortak olacak. İşte sana digita dergi. Masrafı yok mu? Var tabii… Siteyi kurarken… Bu masraf basılı dergilerde her ay, birkaç katı. Şimdi pıtrak gibi iyisi var kötüsü var. Tıpkı derginin de iyisi ve kötüsü olduğu gibi. Ama bunun da bir süreci var.

Çin motosikletleri piyasaya girdiğinde ben Magazin Otomobil’in kardeş dergisi Motorbike’da defalarca şöyle yazdım: Çin sizi korkutmasın. Evet şimdi çok kalabalıklar. Ama tüketici aradaki farkı anlayacak. İyiler kalacak kötüler elenecek. Şimdi motosiklet piyasasında birkaç sağlam marka kaldı. Merdiven altı üretim olarak ithal edilenler eridi bitti. Bu kısacık özet, geçen 30 yıl hakkında bir izlenim bırakır umarım. Gerçi yerim olsa daha uzun ve daha derin yazardım. Boşuna bizim otomotiv gazetecisi arkadaşlarım “Hakkı Ağabey Ford T lansmanından beri bu piyasada” demiyorlar.

PAYLAŞ