İŞ KAYBINDAN GEÇTİM HAYATLAR TEHLİKEDE…

Son zamanlarda kafamı kurcalayan bir şeyler vardı, yeni tanıştığım otomobillerde. Bu kaygımı paylaşmadan önce, birkaç gün önce gelen bir basın bültenine dikkatinizi çekmek istiyorum.

Hakki Tolunay

Pek otomotivle ilgili değil ama, genel hayatımızı çok ilgilendiriyor. Son dönemlerde artan dijitalleşmeyle birlikte siber saldırıların sayısında da artış yaşanmaya başladı. Ofisler evlere taşınırken, toplantılardan alışverişe kadar bütün hayatımızı dijitale taşıdık ve gereken önlemler alınmazsa, dijital dünya veri hırsızlığı için uygun ortam oluşturuyor.

Türkiye, dünyada siber saldırı riskinin en çok olduğu 10 ülke arasında. Siber Risk raporuna göre işletmelerin yüzde 31’i, markalarının zarara uğradığını, yüzde 30’u müşteri kaybettiğini ve yüzde 29’u yeni iş alma kabiliyetlerinin azaldığını belirtiyor. “Kafanızı kuma gömerek kısa vadede paradan tasarruf edebilirsiniz ancak dijital saldırının verdiği zarar, önemsiz sayılabilecek sorunlardan itibarın zedelenmesine, müşteri verilerinin kaybedilmesine ve nihayetinde şirketin kapanmasına kadar gidebilir.” diyerek şirketlerin siber saldırılara karşı mutlaka önlem almaları gerektiğine dikkat çekiyor Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Dijital İletişim Uzmanı Dr. Nabat Garakhanova, en çok uygulanan siber saldırılan sosyal mühendislik, kablosuz ağlarda parola kırma ve oltalama olduğunu belirtiyor.

“Siber saldırılara maruz kalmamak için mutlaka işin uzmanlarıyla çalışın. Güvenliğiniz için bütçe ayırın. Verilerinizi şifreleyin. Her zaman yedekli çalışın.” açıklamalarında bulunuyor.

Bilgi teknolojileri veri tabanlarınızda bulunan mali kayıtlar, insan kaynakları gibi verilerinizi şifreleyerek kullanılamaz hale getirebilirler. Kurum bilgisayarlarınızdan farklı kurumlara geçiş yapabilirler. Müşteri bilgilerinizi çalabilirler. Kamera ve mikrofonlar vasıtasıyla gizlice kayıt alabilir ve ortam dinlemesi yapabilirler. Verilerinizi ele geçirerek başkalarına satabilirler.

Markanızın güvensiz olduğu algısını yaratabilirler. E-ticaret ile satış yapanlar için sonun başlangıcı olabilirler. Hizmet dışı bırakma saldırıları ile marka itibarınıza ciddi zararlar verebilirler.
Diyor bültende. Dr. Garakhanova bir de kitap yazmış. Bülten’in amacı bu kitabın tanıtımı.

Gelgelelim, benim kafamı kurcalayan mesele bu hacker’lik işleriyle ilgili. Ama, şirketle ilgili değil.
Hayatımızla ilgili…
Seyrettiğiniz filmlerin bazılarında hiç dikkatinizi çekti mi?
Yoksa ne güzel Aksiyon Filmiydi deyip geçtiniz mi?
Bilgisayarı başında oturan “Hacker”ın, trafik ışıklarını kapatmasını, şehrin elektriğini kesmesi, suyuna kirli su karıştırmasını izleyip sadece “Vay Anasına” mı dediniz. Yoksa üzerinde düşündünüz mü?

İşi bilenler bu hacklemenin yapılabileceğini vurguluyorlar.
Biliyorsunuz, uzun süredir tartışılan bir konu var.
I-call sistemi denilen aracı uydu üzerinden markanın merkezi ile görüştürüp, bazı sorunları giderebilme yeteneğine sahip bu sistem. Araçta kilitli kaldınız, tepedeki bir düğmeye basarak, markanın merkezindeki teknisyene ulaşıp, kapıyı açtırabiliyorsunuz. Ya da kumsalda anahtarı kaybettiniz, ama, aracın kapısı açık. İçine oturup kimliğinizi ispat edebilirseniz, evinize gidebilecek kadar otomobilinizi çalıştırıp, eve vardığınızda, aracı kilitleyebiliyor bu sistem.

İşte siz aklınızın erdiği kadar bu sistemle neler yapılabileceğini varın düşünün.
Türkiye böyle müdaheleleri kontrol altında tutabilmek için yerli servis sağlayıcı i-call’u taktırmayan araçları Türkiye’ye sokmuyor.

Şimdi gelelim benim kaygılarıma…
Ona geçmeden önce, aldığım bir duyumdan bahsetmek istiyorum. Geçtiğimiz haftalarda yurdumuza gelen Volvo mühendisleri, bizim yerli servis sağlayıcıya da müdahale edilip “hack”lenebileceğini anlatmaya çalışmışlar.
Düşünün şimdi hızla bir yere ulaşmaya çalışıyorsunuz. Size gıcık olan biri, aracınıza müdahale ediyor ve frenlerini kilitliyor. Takla mı istersin? Savrulup yoldan uçmak mi?
Veya frenlerini çalışamaz hale getirirse. Ya da direksiyonuna müdahale ederse ve seni bir direğe patlatırsa…
Her tarafı elektronik ve uyduyla görüşebilen bir araçta bu mümkünmüş…

Hollywood filmleri de bizi bu sıkıntıları sindirmemiz için filmler yapmıyor mu?
% 10 bir imkanı varsa bile…
Hayatlarımız tehlikede…