DOĞRU KARAR NE OLMALI?

Bu yazıyı kaleme alma nedenim, ay sonunda, Groupe Renault, olası bir yüzde 50-50 birleşme ile ilgili Fiat Chrysler Automobiles'dan bir teklif aldığını doğrulaması.

Kamil Hakki Tolunay

Otomobillerle ilgilendiğinize göre mutlaka biliyorsunuzdur. 1898’den beri otomobil üreten Groupe Renault, 2018’de 134 ülkede 3,9 milyona yakın otomobil satışı gerçekleştirmiş, 36 üretim tesisi ve 12.700 satış noktasıyla 180.000’den fazla kişiyi istihdam eden uluslararası çok markalı bir gruptur. Groupe Renault, kârlı büyüme stratejisini devam ettirirken geleceğin teknolojik zorluklarına çözümler getirmek için uluslararası genişlemeye odaklanmakta. Bu doğrultuda da Grup, beş markası olan Renault, Dacia, Renault Samsung Motors, Alpine ve LADA, elektrikli araçlarının ve Nissan ve Mitsubishi Motors ile olan birliğinin sinerjisinden faydalanmakta. 2016’dan bu yana Formula 1 Dünya Şampiyonası’na tamamı Renault bünyesindeki ekibiyle katılan marka, inovasyon ve bilinirliğin itici gücü olan motor sporlarında varlığını sürdürmektedir. Ki daha önceki yıllarda da, F1 dizayn edici ve araç mekaniği üretici ce giydirici markalarla da motorlarını vererek, F1 dünyasında başarılı şampiyonluklara imzasını atmıştı.
Mayıs sonunda, Renault Yönetim Kurulu’nun, Boulogne-Billancourt’taki merkezinden, Fiat Chrysler Automobiles’ın (FCA) birleşme teklifini değerlendireceği bildirildi. Groupe Renault’nun yönetim kurulundan, Fiat Chrysler Automobiles’in birleşme teklifine ilişkin açıklamaya göre, yönetim kurulunun FCA’nın iki şirketin yüzde 50-50 payla birleşmesi teklifini görüşmek için toplandığı hatırlatılarak, İtalyan şirketin dostane teklifinin dikkatlice incelendikten sonra, kurulun söz konusu teklifi değerlendirmeye almaya karar verdiği belirtildi.
Renault’nun hisseleri % 15,51 yükselişle 57,74 avrodan işlem görürken, Fiat Chrysler hisseleriyse %10,73 değer kazanarak 12,73 avroya yükseldi.
Reuters’a bilgi veren konuya yakın bir kaynak işbirliği kapsamında şirketlerin birbirlerinin sermayesinden pay alacaklarını söyledi.
Fransız Les Echos gazetesinin internet sitesinde yer alan habere göre Renault Yönetim Kurulu Başkanı Jean-Dominique Senard, FCA ve Renault’nun birleşmesi için hazırlanan çalışmayı Cuma günü Fransız Maliye Bakanı Bruna Le Maire’e iletti.
İtalyan sanayici Agnelli ailesinin varisi ve FCA’nın Yönetim Kurulu Başkanı John Elkann, geçen ay ailesinin otomotiv sektöründen çıkmayacağını, ancak güçlü ve yatırımcıları için çekici bir şirket yaratmak için “cüretkar ve yaratıcı kararlar” almaya hazır olduğunu ifade etmişti.
Otomobil imalatçıları üzerindeki konsolidasyon baskısı, egzos gazı emisyonu düzenlemelerinin sıkılaşması ve elektrikli ile otonom araçları araştırma ve geliştirmenin yüksek maliyeti nedeniyle giderek artıyor.
Hatırlayacaksınız, yılın başında, Volkswagen ve Ford; otonom otomobiller, ticari araçlar ve elektrikli modeller üzerinde birlikte çalışmaya başlayacak haberini vermiştik. Ford CEO’su Jim Hackett ile Volkswagen CEO’su Herbert Diess’dan gelen ortak açıklamaya göre bu ortaklık 2022 yılından itibaren başlayacak. Firmalar arasında herhangi bir hisse değişimi olmayacağını da belirtilmişti.
Açıklama yapılırken detay belirtilmemişti. Sonradan ortaya atılan iddiaya göre Volkswagen Ford’un otonom sürüş bölümüne yatırım yaparken, Ford da Volkswagen’in elektrikli otomobiller için kullanacağı MEB mimarisini lisanslamayı planlıyor.
Volkswagen ticari araçlar yetkilisi Thomas Sedran, ABD’li ve Almanya’lı araba üreticileri arasındaki işbirliğinin sürücüsüz araçlar ve mobilite hizmetlerini de kapsayabileceğini söyledi ve ekledi:
“Ford’un otonom araçlar departmanı Argo’dan hisse satın alma konusunda yapıcı görüşmeler yapıyoruz.”
Şubat ayında verdiğimiz haberlerde, Volkswagen’in Ford’un sürücüsüz araç departmanına 1.7 milyar dolar değerinde yatırım yapmayı değerlendirdiği belirtilmişti.
Otomotiv dünyasının yaşadığı değişimle birlikte elektrikli ve hibrit araçlar gelecekte günlük hayatımızda daha fazla yer bulmaya başlayacak. Bu araç türleri gerçekten iddia edildiği kadar faydalı mı ve doğru seçim mi?
Peki aradaki fark ne bunu tam olarak biliyor musunuz?
Hibrit araçlarda, bir elektrik motoruna ilaveten geleneksel bir benzinli motor bulunur. Temel hibritler yalnızca rejeneratif frenlemeden ve yoldaki ivmeden şarj olurken, tak-ve-çalıştır hibritler adından da tahmin edebileceği gibi şebekeden şarj olmak için fişe takılabilir, daha büyük akülere ve hatta daha düşük yakıt tüketimine imkan tanır. Elektrikli bir araçta ise sadece akü bulunur ve yakıt gerekmez.
Elektrikli araçlar hibritlere göre daha pahalıdır. Bu yüzden, kısa vadede diğer araçlar kadar kolay elde edilmesi zordur. Ancak uzun vadede, yakıt ihtiyacı duymadıkları için, kullanım sürecinde finansal faydaları görülür. Mesafe söz konusu olduğunda elektrikli araçlar, hibritlerde ve geleneksel araçlar kıyasla çok daha fazla kazanç sağlar.
Hareketli parçalarının sayısı on ikiye kadar düşebilen elektrik motorları, hibrit araçların benzinli motorlarına göre çok daha basittir. Bu durum elektrikli araçların bakım maliyetlerinin daha düşük olduğu göstermektedir.
Hibrite göre elektrikli araçlar bu nedenle, büyük bir artıya sahiptir. Hibritler kadar sık servise ihtiyaç duymalarına rağmen, basit yapıları ve sistemleri bakımı çok daha kolaylaştırır. Elektrikli araçların kullanışlı olmama sebebiyse sürüş mesafesi ve henüz çok yeni bir teknoloji olmakla birlikte firmaların yaptıkları testlere göre akü dayanıklılık süreleridir.
Çevrecilik konusuna gelince, doğrudan emisyonlar söz konusu olduğunda, elektrikli araçlar sıfır emisyon değerine sahiptir. Ancak dolaylı emisyonlar da önemlidir. Civardaki çevre dostu bir fabrikada üretilen bir hibrit, pek çevreci olmayan bir fabrikadan benzin yakıtlı bir gemide binlerce kilometre uzağa gönderilen bir elektrikli araca göre genel olarak daha çevreci olabilir. Elbette üretilen elektriğin üretim prosesi sırasında ortaya çıkan çevre zararları da kullanılan yönteme göre değişir.
Ama ne yazık ki ülkemizde kullanılan yakıtın çok pahalı olması nedeniyle çevre kirliliği yerine, aldığı yolda yakıt maliyeti karar verilirken ön planda olacak.
Bütün bunları yazarken son bir cümleyi yazarken bir soru geliyor aklıma.
Dünya markaları iş birliğine giderken, birleşme planları yaparken, onlarca marka gruplar adı altında birleşirken Milli otomobil ne kadar avantajlı olabilir.