ELEKTRİKLİYİ ÖTV VURACAK…

Hakki Tolunay

Geçtiğimiz aylarda, Skoda’nın başlattığı basının, marka ile buluşmasını, ardından Peugeot iki ilginç lansmanla, aracın içinde oturarak, sunumu araç radyosundan dinleyerek gerçekleştirmişti.

Nissan Juke ile lansmanlar özüne döndü. Araçlar birkaç gün önceden, kapımıza yollandı. İstanbul içinde kullanalım diye. Sonra da Şile Casa Lavanda, butik otele, otoyol sürüşü yaparak varalım, bir gece de orada kalalım şeklinde bir toplantı gerçekleştirdi.

Hemen ertesi gün de, Volvo’nun S60 modelinin, Quasar hotel içinde yer alan, eski Likör Fabrikası’ndaki yüz yüze lansmanına koştuk.

Yavaş yavaş, “normale mi dönüyoruz?” sorusunu kendime sormadan duramadım.
Öte yandan ekran başı toplantıları devam ediyor.
ODD-Deloitte, geçen ay sonunda düzenlediği toplantıda, küresel otomotiv tüketici araştırması ile ilgili konuşuldu. Pek çok konu gündeme gelirken, en dikkat çekici olanı, elektrikli otomobiller üzerine olan kısmı idi.
Gittikçe elektrikli otomobile talep artıyor.

Dünyanın en büyük kiralama şirketlerinden LeasePlan hemen bu toplantının ardından bir açıklama yapti. Araştırma şirketi Ipsos ile birlikte yürüttüğü Mobilite İçgörü Raporu’nun “Elektrikli Araçlar ve Sürdürülebilirlik” bölümünü yayınladı. Rapor, son 3 yılda elektrikli araçlara rekor düzeyde destek olduğunu gösterirken, yetersiz şarj altyapısının elektrikli araçların tercih edilmesinde en büyük engel olarak görüldüğünü de ortaya koyuyordu. Buna göre, katılımcıların % 65’i artık sıfır emisyonlu elektrikli araç kullanacağını belirtirken, % 44’ü özellikle son 3 yılda elektrikli araçlara karşı tutumunun olumlu yönde değiştiğini ifade etti. Araştırmada, tüm katılımcıların % 61’i 5 yıl içerisinde yeni araç alması halinde tercihinin elektrikli araçlardan yana olacağını belirtti. Ancak, gelecek 5 yılda araç almayı planlayanların % 57’si elektrikli araç almalarını önleyen ana sebep olarak satın alma fiyatını gösterirken, bu oranı yüzde 51 ile şarj olanakları, yüzde 34 ile menzilden duyulan endişe takip etti.

Araştırmanın ülkeler bazında sonuçları ele alındığında Türkiye’deki sürücülerin elektrikli araçlara olan ilgisi dikkatleri çekti. Türkiye’nin elektrikli araçlara olan tutumu son 3 yılda % 69 oranında daha olumluya döndü. Ayrıca, elektrikli araç alma niyetiyle ilgili olarak Türkiye araştırmada birinci sırada ipi göğüsledi. Buna göre, Türkiye’deki sürücülerin %61’i elektrikli araç almak istediğini belirtirken, Türkiye’yi %51 ile İtalya, %49 ile Portekiz takip etti. Araştırmada, Türkiye’deki sürücülerin elektrikli araç satın almama nedenlerinin başında ise %54 ile satın alma fiyatları geldi. Bunu %37 ile yetersiz şarj altyapısı, %26 ile menzil endişeleri takip etti. Öte yandan Türkiye, 2030 yılı projeksiyonu kapsamında elektrikli araçlardan en umutlu olan iki ülkeden birisi de oldu. Portekiz’deki katılımcıların yüzde 77’si ile Türkiye’deki katılımcıların yüzde 73’ü 2030 yılında çoğu yeni aracın elektrikli olacağına inandığını belirtti.
Araştırmanın ülkeler bazında sonuçları ele alındığında Türkiye’deki sürücülerin elektrikli araçlara karşı olumlu tutumu dikkatleri çekti. Buna göre, araştırmaya katılan her üç sürücünden ikisinin elektrikli araçlara karşı çok olumlu bir tutuma sahip olduğu ortaya çıkarken, bu tutumunun son yıllarda zirve yaptığı görüldü. Araştırma genelinde sürücülerin dörtte birinden fazlası bir sonraki araçlarının kesinlikle elektrikli olacağını belirtirken, elektrikli araç alma niyetine bakıldığında Türkiye araştırmada birinci sırada ipi göğüsledi.

Mobilite İçgörü Raporu’nun Elektrikli Araçlar ve Sürdürülebilirlik bölümünde sürücülerin elektrikli araç alma ve almama nedenleri de araştırıldı. Buna göre, katılımcıların %47’si düşük işletme maliyetleri nedeniyle elektrikli araçları tercih ettiğini, %46’sı düşük CO2 emisyonları nedeniyle tercihini elektrikliden yana kullandığını ve %33’ü ise elektrikli araç sahiplerine sunulan vergi indirimleri nedeniyle bu araçları tercih ettiğini bildirdi. Yani, düşük işletme maliyetleri, çevre hassasiyeti ve teşvikler elektrikli araçların tercih edilmesindeki ilk 3 neden olarak öne çıktı. Buna karşılık sürücülerin elektrikli araçları tercih etmemesindeki ilk 3 neden ise satın alma fiyatı, yetersiz şarj imkanları ve menzil şeklinde sıralandı. Türkiye’deki sürücülerin elektrikli araç satın almama nedenlerinin başında ise %54 ile satın alma fiyatları geldi. Bunu %37 ile yetersiz şarj altyapısı, yüzde 26 ile menzil endişeleri takip etti.
Araştırmada katılımcıların elektrikli araçlarla ilgili 2030 yılı beklentileri de soruldu. Sürücülerin %58’i 2030 yılında yollardaki çoğu aracın elektrikli veya benzer sıfır emisyonlu araçlardan oluşacağını tahmin ettiğini aktardı. Yalnızca %18’i bu görüşe katılmadığını bildirdi. 2030 yılı projeksiyonu kapsamında elektrikli araçlardan en umutlu olan ülkeler ise Portekiz ve Türkiye oldu. Portekiz’deki katılımcıların %77’si, Türkiye’deki katılımcıların %73’ü, 2030 yılında çoğu yeni aracın elektrikli (veya başka tip bir sıfır emisyonlu araç) olacağına inandığını bildirdi. Raporda, %34 ile genç sürücülerin ve %37 ile büyük şehirlerde yaşayan sürücülerin elektrikli araca geçme olasılığı en yüksek grup olduğu elde edilen diğer bulgular arasında yer aldı. Ayrıca, kadınların %48’i elektrikli araca geçme nedeni olarak daha düşük CO2 emisyonlarını gösterirken, erkeklerde bu oran sadece %43 olarak gerçekleşti.

LeasePlan Türkiye Genel Müdürü Türkay Oktay raporla ilgili bir değerlendirmede bulundu, “Elektrikli araçlara olan ilgi ve sıfır emisyon farkındalığının her geçen gün arttığını gözler önüne seren 22 ülkede gerçekleştirdiğimiz araştırmamızın saha çalışması Kasım 2020’de yani son ÖTV düzenlemesi öncesinde yapıldı. Elektrikli araç tercih etmeme sebeplerinin en başında gelen faktör satın alma fiyatı iken; son vergi düzenlemesi ile elektrikli araçlara getirilen ÖTV zammı ne yazık ki ülkemizde olumlu yönde gelişen ilgi ve farkındalığa ket vuracak gibi görünüyor. Birçok ülkede devlet desteği ile gelişen elektrikli araç pazarı için yalnız vergi indirimi değil farklı teşvik programları da uygulanırken, henüz yolun başında olan Türkiye pazarında da hem alt yapı hem de vergi desteği konusunun tekrar değerlendirilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.