SANLAB’ın Yeni Simülasyonu Elektrikli Araç Bakım Ustaları Yetiştirecek…

Türkiye’nin lider simülatör ve robotik teknoloji şirketi SANLAB, yakın gelecekte yaşanacak elektrikli araçların bakımı ve onarımı gibi konularda istihdam açığını kapatmak için çalışmalarını sürdürüyor. Elektrikli araç eğitim projesi ile yüz binlerce fosil yakıtlı motor ustasının elektrikli araç bakım ustasına dönüştürülmesine yardımcı olacaklarını açıklayan SANLAB Kurucu Ortağı Salih Kükrek, “Yakın gelecekte yaşanacak istihdam sorununu yerli teknolojilerimiz ve yerli ustalarımız ile çözeceğiz. Bu proje kapsamında Türkiye’nin elektrikli araç ustalarıyla dünyada öncü olacağız” dedi.

Sanlab VR

Otomobil sektöründe bir dönemin yavaş yavaş sonuna geliniyor. Küresel araç devleri, içten yanmalı motorlar üzerine olan Ar-Ge çalışmalarını tamamlayarak, elektrikli araçlara yöneliyor. Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Joe Biden, ülkede 2030’a kadar satılacak binek araç ve hafif kamyonların yüzde 50’sinin sıfır emisyonlu olmasını öngören kararnameyi imzaladı. Öte yandan Avrupa Birliği, 2030 yılından itibaren Avrupa’da satılacak otomobillerin emisyon oranlarının şimdikinden yüzde 60 daha düşük olmasını, 2035 yılında iseyüzde 100 düşürülmesini şart koşuyor. Küresel araç devleri de yeni araçlarının lansmanında, hibrit ve elektrikli modellerini birer birer tanıtıyor. Dünya araç satışlarında elektrikli araçların satışı şu anda yüzde 1 seviyelerinde olmasına karşın yakın gelecekte yollarda sadece elektrikli araçlar görülecek.

Türkiye’nin lider simülatör ve robotik teknoloji şirketi SANLAB, yakın gelecekte elektrikli araçların bakımı ve onarımı alanında yaşanacak istihdam açığını kapatmak için çalışmalarını sürdürüyor. 2030 yılından sonra Avrupa’da sadece elektrikli araç üretilebileceğini ve içten yanmalı motorların satışının yasaklanacağını belirten SANLAB Kurucu Ortağı Salih Kükrek, “ABD’de ve Avrupa’da elektrikli otomobillere beklenenden daha erken talep artışı yaşanacak. Bunun sonucunda otomotiv sektöründe büyük bir değişim olacak ve özellikle Avrupa’da otomotiv satış sonrası servislerde çalışan kişiler bu durumdan büyük ölçüde etkilenecek” dedi.

Eğitim simülasyonuyla pratik yapma imkânı

Elektrikli araç sahiplerinin de bu süreçte bakım ve onarım konusunda sorun yaşayacağının altını çizen Kükrek, “SANLAB olarak bu konuda erken davranıp küresel elektrikli araç üreticileriyle görüştük. Üzerinde çalıştığımız simülasyon ile yüz binlerce fosil yakıtlı motor ustasının elektrikli araç bakım ustasına dönüşümüne yardımcı olacağız. Markası ve modeli ne olursa olsun elektrikli araçların bakımında en önemli konu elektrik güvenliğidir. Şu an verilen eğitimler doğrudan araç üzerinde veriliyor ve personel için tehlike arz ediyor. Geliştirdiğimiz simülasyonlarımızla aracı kilitlemek yani elektriksiz hale getirmek, motor ve pil bakımı ve parça değişimi gibi işlemler sanal dünyaya taşınacak. Teorik eğitim alan ustalar; elektrikli araç, batarya ve motor gibi birçok konuda simülasyon üzerinden pratik yapacak ve mesleğini farklı bir yetkinlik ile sürdürebilecekler” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de yetişen elektrikli araç ustaları dünyada öncü olacak”

Araç üreticilerinin yanı sıra çeşitli meslek kuruluşları, üniversiteler ve meslek okulları ile iletişim halinde olduklarını ve anlaşmalar sağladıklarını kaydeden Kükrek, “Yaklaşık iki yıldır üzerinde çalıştığımız projemizle, Türkiye’nin elektrikli araç ustaları dünyada öncü olacak. Yakın gelecekte yaşanacak istihdam sorununu yerli teknolojilerimiz ve yerli ustalarımız ile çözeceğiz. Bu proje kapsamında Türkiye’nin Avrupa’ya nitelikli personel ve eğitmen göndereceğini ve Avrupa’nın elektrikli araç ustalarının da Türkiye’de yetişeceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Simülasyonla eğitim hem güvenli hem düşük maliyetli

Kükrek, simülasyonla gerçekleştirilen eğitim ile maliyetlerin düştüğünü, eğitimin kalitesinin arttığını ve tehlikesiz bir biçimde işin yapılarak öğrenildiğini kaydederek, “Eğitim uzmanlarının görüşüne göre teorik eğitimi tam olan bir personelin iş makinesi operatörlüğünü öğrenme sürecini tamamlaması için minimum 20 saat pratik yapması gerekiyor. Örneğin, bir bekoloder saatte ortalama 8 litre yakıt tüketir. Normal şartlarda bu kadar yakıtı harcamak büyük bir masraftır ve eğitim maliyetleri çok artırır. Ayrıca pratik sırasında personel bu çok pahalı makineleri bozabilir veya kendi hayatını tehlikeye atabilir. Yine, mevcut müfredata göre bir kaynak ustasının yetişmesi için 300 saat pratik yapması gerekiyor. Bu şartlar altında bir devlet okulunun bir kişiye bu kadar malzeme temin etmesi maalesef zor. Bir meslek lisesi sınıfında bir kişiye kaynak sınavı yapmanın bedeli de 6 bin lirayı buluyor. Ayrıca, kaynak pratiğinde de elektrikten çıkan gazdan ve oluşan çapaktan etkilenme ihtimali var. Yüzde 100’e yakın gerçeklik hissi olan simülasyon eğitimimizle gençler; tehlikesiz şekilde pratik yaparak işi öğreniyor, makineyi tanıyor, el becerisi geliştiriyor. Simülasyon, bu maliyetleri ve tehlikeleri ortadan kaldırdığı gibi eğitim sürecini de ölçülebilir hale getiriyor. Doğru iş, doğru insan eşleştirmesini yapabiliyor. Bütün bunları da bir bilgisayar ve bir ekranın harcadığı elektrik masrafı kadar düşük bütçeli yapabiliyor. Bu bağlamda simülasyonlar, sınıf ile sanayi arasındaki mesafeyi kapatıyor” dedi.